Kırdığımız Oyuncaklar

Yeni bir sene, yeni hedefler, yeni planlar ve belki de yeni umutlar… Her yeni yıla girerken olduğu gibi heyecanla bu yıl için de planlar yaptık, yapmadıysak da neler yapmak istediğimizi düşünmek için henüz geç kalmadık değil mi?

2016’da ortalama olarak kaç kitap okumayı düşünüyoruz bununla başlayalım. Bu yıl ki kitap hedeflerimizi ve diğer planlarımızı (benim ikinci önceliğim tabi ki gezi programlarım) henüz netleştirmediysek ancak kafamızda yıllık bir hedefimiz varsa; bunu daha gerçekçi bir hedefe dönüştürmek adına öncelikle ne yapıyoruz, aylık kaç kitap hedefliyorsak hemen Ocak ayında okuyacağımız kitaplarımızın neler olduğunu da hemen belirliyoruz ki gerçekçi bir hedefimiz olsun ve hedefimize uymazsak vicdanımız bizi rahat bırakmasın 🙂

Ben yılın ilk haftasında iki kitap bitirdim ve hedefimi bu yıl için daha belirgin tutmayı planlıyorum. Her okuduğum kitabı paylaşabilmem ciddi bir zaman gerektiriyor, kitaplarımın fotoğraflarını kendim çektiğim için uygun koşulları yaratmak her zaman mümkün olmayabiliyor ancak yine de buna vakit ayıracağıma şimdiden söz veriyorum 🙂

Gelelim asıl konumuz olan kitabımıza; Sunay Akın’ın 2003 yılında ilk basımı yapılan bu kitap 40 farklı bölümden oluşuyor ve oyuncakların ortaya çıkış hikayelerinden tutun da, gerçek hayat öykülerinin içinde geçen oyuncaklara, ünlü şairlerimizin, yazarlarımızın, içinde oyuncak geçen hatıralarına varana dek onlarca birbirinden bağımsız anıyı bir araya getiriyor.

İşin ilginç yanı okuduklarıma değil de yazarın bütün bu hikayeleri nasıl birleştirdiğine inanılmaz bir hayranlık duydum. Bir hikayeden alıntı yaparak bunu göstermek istiyorum;

“Max ve Anna’dır oyuncaklarından ayrılmak zorunda kalan iki kardeşin adı. Bir gece, uyumadan önce Max, şöyle seslenir Anna’ya: ‘Oyun kutusunu getirmeyi çok istemiştim. Eminim, Hitler şimdi oturmuş dama oynuyordur.’
Anna karşılık verir: ‘Ve benim pembe tavşanımı seviyordur!..’ “

İkinci dünya savaşı sırasında evlerini bırakıp Almanya’yı terk etmek zorunda kalan Yahudi bir ailenin iki çocuğunun arasında geçen konuşma… Oyuncakların renkli dünyasına karışan bir savaş rüzgarı; günümüzde de bu konuşmaların yaşanmadığını kim savunabilir ki… İşte bu ve buna benzer onlarca hikayeyi ve anıyı oyuncakların hikayeleriyle öylesine bütünleştirmiş ki yazar, okuyan herkesin bu ayrıntıyı fark edeceğine eminim.

Kitabın en yoğun satırları bana göre şüphesiz Nazım Hikmet’i konu alan sayfalar. Nazım Hikmet’in vatan aşkı dillere destandır; kısacık bir paragraf ama onu paylaşmak yerine okumanızı tavsiye edeceğim bu kez.

Son bir ayrıntı daha paylaşmak istiyorum; Sunay Akın’ın kurduğu İstanbul Oyuncak Müzesi‘ni bilmeyen yoktur, yazar aslında şu anda Göztepe’de olan bu müzeyi Kız Kulesi’nde kurmak istemiş ancak gerekli izinleri alamamıştır. Kitabında kısa da olsa bu anısına yer vermiş ve şöyle demiştir;

“Bir gün, bir oda dolusu eski oyuncak arasında oturmuş, müzeyi nasıl kuracağımı düşünürken, babam göründü kapıda… Sevimli Karadeniz şivesiyle gülerek söylediği şu söz çıkmaz kulaklarımdan: ‘Gene döndük başa!..’ “. Oyuncaklarıyla yine başbaşadır Sunay…

Kitap oldukça ince ayrıntılar içeriyor ancak konular arasında benim gibi bütünlük arayan okurlardansanız birazcık ağır ilerlemesi olası; ancak kesinlikle ağır bir dili olmadığının altını çizerek belirtiyorum.

 

Kırdığımız Oyuncaklar / Sunay Akın / Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / 182 sf.

 

Dipnot: Sitemdeki tüm yazı ve fotoğraflar bana aittir.
© Her hakkı saklıdır.

 

Reklamlar

Kırdığımız Oyuncaklar’ için 3 yanıt

  1. Sunay Akın okuduğunuzda insanı mutlu eden anılardan oluşuyor zaten kitapları. Anlatım dili çok yumuşak ve sürükleyici. Kendisi ile Kocaeli Fuarında tanışma fırsatım olmuştu. Ne yazık ki çok kalabalık olduğu için fazla muhabbet edemedik. Oyuncak müzesini elbette dile getirdi. Devletin destek olmadığından falan bahsettik. Eşbette sanat kültür fazla bu memlekete.

    Eğer mutsuzsanız veya iş stresiniz varsa alın bir Sunay Akın oturup okuyun.

    Nazım Hikmet’in dedesinin hikayesi beni çok şaşırtmıştı ve ne hikayeler var kendisinde. Özellikle tarihi iyi bildiğimden yakaladığım tarihi kişiliklerin hikayeleri çok hoşuma gidiyor.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s