Efes Antik Kenti

Atina Kralının oğlu Androklos Ege’nin karşı kıyısına geçerek hem bu toprakları keşfetmek hem de yeni bir kent oluşturmak ister ve böylece şu an İzmir’a bağlı olan Selçuk tarihinde bir başlangıç adımı atılmış olur…

Dünyadaki en büyük açık hava müzelerinin başında, onlarca medeniyeti topraklarında barındıran Selçuk gelir… Amazonlardan tutun da, Romalılara, Perslere, Selçuklulara derken onlarca medeniyetin tarihine tanıklık eden bir kent… Dünya Mirası olarak tescillenen bu kent cilalı taş devrinden bu güne kadar gelebilmişse, gidip bu efsanevi topraklara bizler de tanıklık etmeliyiz.  Bu yüzden dünyanın dört bir yanından ziyaretçiler kendi tarihlerine tanıklık etmek için ya da medeniyet harmanı olan bu kenti görmek için akın akın gelir.

Hiçbir yapı tam olarak günümüze ulaşmamış olsa da kazılarda ortaya çıkan onlarca taş, onlarca işlemeli mermer kocaman bir ören yerinde sergileniyor. Ve tüm bu parçaları zihnimizde tamamlamaksa bize kalıyor…

Yukarıda gördüğünüz antik tiyatronun seyirci alanı, sahnesi ne yazık ki günümüze ulaşamamış olsa da üç katlı olarak inşa edildiği biliniyor ve nice mutluluğu, hüznü burada gösterilen oyunlarla yaşattıklarını hissedebiliyorsunuz.

Müzeler Genel Müdürlüğüne bağlı olan kentte antik tiyatronun çevresi kazılarda ortaya çıkarılan eserlerle dolu ve elinizle toprağı biraz kazmaya çalışsanız kendiniz bile bir şeyler bulabileceğinize emin oluyorsunuz; toprak adeta geçmişini barındıran medeniyetlerin parçalarını içinde korumuş…

Müzekart ile giriş yaptığımız ören yerine eğer yolunuz düşerse önceden sizin de kartınızı temin etmenizi öneriyorum, özellikle yoğun dönemlerde giriş için çok fazla beklemektense turnikelerden kolayca geçebilir ve tarihle baş başa daha çok zaman geçirebilirsiniz.

Üst üste yığılmış bütün taşlar burada binlerce yıl önce yaşanan medeniyetlerin birer parçası ve hala yeni parçalar da bulunabiliyor. Efes’e birkaç saatten fazlasını ayırabilirsiniz; biz dolu dolu bir günümüzü ayırmış olsak da daha fazlasını da burada geçirmek mümkün. Tarih sizi zaten içine çekiveriyor, kolay kolay çıkmak istemeyebilirsiniz.

Antik tiyatroda gezerken şans eseri, siyahi bir genç kız arya seslendirdi ve tiyatronun o dillere destan akustiği, sesi yayması gerçekten muhteşemdi… Kesinlikle bu büyük bir şanstı diye düşünüyorum; ve tabii ki esmer güzelinin sesi de çok güzeldi 🙂

Mermer yolu yürüdüğünüzde karşınıza Celcus Kütüphanesi çıkıyor, burası kütüphane olarak anılmanın yanı sıra aynı zamanda bir anıt mezar. Efes Valisi Celcus anısına oğlu tarafından yapılan bu eser büyük bölümünü doğal afetlerle kaybetmiş olsa da mermer sütunlarıyla hala dimdik ayakta olan nadir yapılardan biri.

O dönem on dört bin kitabı muhafaza ettiği söyleniyor, ne kadar gelişmiş bir uygarlık olduğunu tahmin edebiliyor musunuz? Devasa bir tiyatro, görkemli bir kütüphane… Tüm bunları barındıran bir uygarlık ve halkının nasıl bir dönem yaşadığını zihninizde canlandırabiliyor musunuz?

 

Bu kadar gelişmiş bir uygarlıkta dönemin zenginlerinin yaşadıkları evler ise şu anın lüksünü aratmayacak düzeyde; kalorifer sisteminin yanı sıra yerler mozaiklerle süslenmiş. Zarar görmemesi için üzeri kapatılan bu yapılarda da çalışmalar sürüyormuş.

Kütüphanenin sütunlarına ve oymalarına hayran kalmamak mümkün değil, bizden binlerce yıl önceki tasarımlar, sanata, kitaba verilen değer tıpkı sütunlar kadar göz kamaştırıcı. Heykel ve işlemelerin fotoğraf çekmekten ortamın atmosferini bolca solumayı sakın eksik etmeyin.

Restorasyon hakkında tarihi dokuya uygun şekilde küçük bir bilgi.

Ve inanışa göre Hz. İsa’nın annesi Meryem Ananın ömrünün son dokuz yılını geçirdiği ve kabrinin de bulunduğu o mütevazi ev… Küçücük, bir o kadar huzur dolu, yeşilin ortasında muhteşem bir yer…

Hristiyanların Hac yeri olarak kabul edilen Meryem Ana evine ziyarete girebiliyor ancak içeride fotoğraf çekemiyorsunuz, ve hemen yakınındaki şifalı sulardan içerek dilek tutabiliyorsunuz. Dilek demişken ünlü dilek duvarıyla ilgili fotoğraflarımı instagram hesabımda paylaşacağım, gezi yazılarını çok fazla kişisel albüme çevirmemeye gayret ediyorum 🙂

Ve tabii bozuk paralarınızla yapabileceğiniz minik bağışlarla bu mumlardan alabilir ve yine Meryem Ana evinin önüne dileğinizi tutarak yakabilirsiniz. Tabii bunlara ne ölçüde inanılır bilmiyorum ancak gözümle mumlar çoğalınca belediye görevlisinin hepsini toplayıp kumda söndürdüğünü görmesem belki daha etkileyici gelirdi mum yakma faslı! Amaç dilek değil de yardım etmekse kesinlikle bu mumlardan yakın ve bir poz verin derim 🙂

Kendinize ve sevdiğiniz birine bir bilet alın, ilk boş haftasonunuzu İzmir’de, Selçuk’ta geçirin bence. Eşsiz bir deneyim olacağına hiç şüpheniz olmasın…

Sevgilerimle…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s